... Araştırmacı yazar Akten Köylüoğlu uzun yılların birikimini “Kadim Şehir Gaziantep” adlı kitabında sergilemiştir. Bu eseri incelerken Antep sokaklarında gezdiğimi, Antep’i kokladığımı, Antep’i yaşadığımı hissettim. Sergilenen bilgilerin gerçekliğinin yanı sıra anlatımın sıcaklığı da etkiledi beni. Bilgiler fotoğraflarla desteklenmiş. Görsellik sağlanmış.

Gaziantep hakkında araştırma yapacak gençlerin onlarca kitaptan elde edecekleri bilgiler bir tek kitapta toplanmış. Bu nedenle bu gelecek kuşaklara ışık tutup yol gösterecek niteliktedir.


Gaziantep Üniversitesi - Edebiyat Fakültesi
Türk Dili Bölümü Başkanı Okt. Nurel TANER

SUNUM

Geçmişten günümüze Gaziantep ve yöre halkının giyimini araştırdım. Şehirde ve kırsal kesimde giyilen kıyafetlerin eski fotoğrafları, bugünlere ulaşabilmiş kıyafetlerin fotoğrafları ile yöredeki giyim kültürünü, sosyal hayatı 1880’li yıllardan başlayarak toplumdaki yaşamın gelişimini, gelenek ve göreneklerimizi, deyimlerimizi belgelemeye çalıştım. Ben bu araştırmaları yaparken hep neden, niçin, nasıl? sorularını kendime ve çevreme yönelttim. Yöre insanının elinde bulunan imkânları zamanın şartlarına göre ne kadar güzel değerlendirildiğine şahit oldum. Yıllardır bilgi dağarcığımda topladığım malzemeleri yazılı belge haline getirmek artık benim için bir görevdi.

Araştırma uzun zaman alan, meşakkatli bir çalışma ister. Ben de çalışmalarımı mümkün olduğunca eksiksiz yapmaya gayret ettim. Dilerim bu çalışmalar Gaziantep hakkında bilgi almak isteyenlere yardımcı olur. Kıyafet konusundaki çalışmalarımda bazı folklorculardan aldığım eleştiriler beni kamçıladı. Birçok konuyu daha derinlemesine irdeledim. Yapılan bir işi tenkit etmek çok kolay ama onun karşısına çıkacak belgelerin bulunması gerek.

Ben öğrendiklerimi ve bildiklerimi sunarken öz kültürümüzün zenginliği karşısında çok az bir çalışma yapıldığını da gördüm. Yapılan çalışmalarda tekdüzelik tespit ettim. Bildiğim ve sunduğum doğruların sonuna kadar arkasındayım. Bu duygularımı sizlerle paylaşma fırsatı bulduğum için de mutluyum

Gelenek ve görenekler toplumdaki kültür birikimlerini, tarihin derinliklerinden günümüze taşıyan ve devamlılığını sağlayan alışkanlıklardır. Bu alışkanlıkları incelerken yöremiz tarihinin ne kadar eskilere kök saldığını görüyoruz. Araştırmalar çoğunlukla erkekler tarafından yapıldığı için ben de kadın gözüyle gelenek ve görenekleri araştırdım ve yazdım. Gelenek ve göreneklerin bazıları topluma ne fayda sağlıyor? Bazı gelenekleri günümüz şartları ile bağdaştırabilir miyiz? Bazı uygulamaların ailelere verdiği ağır yükü hafifletmek için neler yapılmalı? Bu düşünceler doğrultusunda dünü ve bugünü karşılaştırmak gerekiyor. İşte ben bunu yapmaya çalıştım.

Ben hobi olarak 1980’de fırça desen kumaş boyamaya başladım. Yöremdeki motiflerden esinlenerek birçok çalışma yaptım. İster istemez bu araştırmalar beni çok değişik alanlara yönlendirdi. 1989’da “Sandıktaki Servet 1” isimli çizimlerle ilgili kitabı çıkardıktan sonra 35 yıldır görmediğim resim öğretmenim Sevim (Derener) Eker’i İstanbul’da evinde ziyaret ettim. Sevim Hanım öğretmenliğe Gaziantep’te başlamıştı. İlk kaydettiği öğrenci de bendim. Güzel sanatlardan aldığı bilgileri bize sunan ve resim çalışmalarımın temelini atan hocaya atfettiğim kitabı sundum. Hocam çok duygulandı, bana bir anısını anlattı:
“1952 de Gaziantep’te ilk göreve başladığım zaman yöre motiflerinden derlemeler yaptım ve bir dosya hazırladım. Zamanın valisi okula geldi, çalışmamı gördü ve çok beğendi. Bir zaman sonra Vali Bey dosyamı alıp vilayete gelmemi istedi. Ben gururlanarak bütün çalışmamı koltukladım vilayete gittim. O gün Halep Valisi Gaziantep’i ziyarete gelmiş. Vali Bey, Halep Valisine benim çalışmalarımı gösterdi, çalışmalarımı beğenen Halep Valisine dosyayı hediye etmemi rica etti. “Sen yeniden hazırlarsın Hoca Hanım” diye omzuma takdir ederek vurdu. Sesimi çıkaramadım, olur demek zorunda kaldım, ama içim cız etti. Bir daha da öyle bir çalışma yapamadım” Ben bu anıyı dinleyince içim cız etmedi; çok üzüldüm çok sinirlendim. Çünkü bilinçsizce yapılan bu kibar davranış benim yöremin kültürel değerlerinin, bir sanatçı eliyle yapılmış belgelerinin yok edilmesiydi. 1998’de Sandıktaki Servet 2’de verdiğim kısacık bilgiler, Amerikalı araştırmacı yazar Cornell Üniversitesi profesörlerinden Charlotte Jourasick’i Gaziantep’e çekti ve bazı konularda ona bilgi vermeye çalıştım. Kumaş dokuma ve boyama teknikleri ile yaptığı araştırmada Gaziantep’in kendisi için büyük bir kaynak olduğunu söyledi. Ayrıca fotoğraf arşivimdeki eski giyimleri görünce şaşırdı. Kendi çalışmaları için bazılarını izin alarak fotoğrafladı. Arşivimdeki kadın giysilerindeki modeller için “Avrupalı kadınlar bunları o tarihlerden beş yıl sonra giydi. Nasıl oluyor?” dedi. “İnsanlar belli, giyildiği tarih belli; demek ki Avrupa’ya bu moda bizden gitmiş” dedim. Pek kabullenmek istemedi ama belgeler bunun kanıtı. Keşke biz toplum olarak başkalarına hayranlığı bıraksak da kendi değerlerimizin kıymetini bilsek. Biz kendi kültürümüze sahip çıkmazsak sahip çıkanlar oluyor. Yöremizde elle baskı tekniğinde tahta oyma motiflerinin yüzlercesinin ve sim sırma işlemelerin altın veya gümüşünün çıkarılması için yakıldığını duymak beni çok rahatsız etti. Onun için elde kalan bilgi ve belgeleri toplayarak kaybolmasını önlemeye çalıştım.

Bu topraklar üzerinde yaşanmış kültürler iz bırakarak gelmiş ve geçmiştir. Kültürel birikimler yazılı belgeler haline gelmezse kaybolmaktadır. Eskiden konular bilen birine danışılarak öğrenilirdi. Bu şekilde dilden dile günümüze kadar gelen bilgiler yazılmadığı takdirde kaybolmaya mahkum olmaktadır. Eskileri bilen insanlar birer birer bu âlemden göçerken bilgi hazinelerinin de kapıları kapanmaktadır. Ben bildiklerimi yazarak bana göre çok değerli olan bilgilerin yok olmasını önlediğime inanıyorum, benim bilmediklerimi de bilenler tamamlasın diyorum.

Saygılarımla,
Akten KÖYLÜOĞLU
2009


-Sunum -Kitabın Bölümleri -Yazarın Özgeçmişi -İletişim

katyon bilişim